İletişim!!

darkchocolatebrownblog@gmail.com
darkchocolateblog@yahoo.com
diğer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diğer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2013 Salı

Sokak Kedisi Bob/Street Cat Named Bob

Herkese merhaba,

Normalde kitaplar hakkında blogda çok fazla paylaşımda bulunmuyorum fakat bu kitabı paylaşmam gerekiyor. Çünkü ben iflah olmaz bir kedi severim. Genel olarak iflah olmaz bir hayvanseverim.

Sokak Kedisi Bob, gerçek bir hayat hikayesine dayalı. James Bowen adındaki evsiz ve uyuşturucu bağımlısı genç adamın bir gün kaldığı yerin kapısında bir sarmanla karşılaşıyor. Bob adını verdiği bu kediyle hayatı değişiyor.

Bu kitap bir dostluk hikayesi. Bir kedinin bir insana nasıl karşılıksız bağlanabildiğini ve o insanın hayatını her geçen gün nasıl iyileştirdiğini okudukça günümüzdeki içi boşaltılmış dostluk kavramını sorgulamamak elde değil.

Bob ve James'in hikayesini bütün kitapçılarda bulabilirsiniz. Youtube da "street cat named bob" olarak aratabilirsiniz. Yakında sinema filmi de çekilecek.





12 Mart 2013 Salı

Bir alışveriş cadısının "indirimlr.com" keşfi

Alışveriş yapmayı hangimiz sevmiyoruz ki.
Hergün mutlaka alışeriş yapmasamda ziyaret ettiğim alışveriş siteleri var. Aynı anda 5 siteyi takip edip herbirinden ayrı şeyler beğenip karşılaştırmasını yapan biriyim. Kredi kartıma ait bütün bilgiler ezberimde olduğundan cüzdanımdan çıkarmama bile gerek kalmıyor alışveriş yapabilmem için. İnternette birçok ürünü daha avantajlı bulabilmek ve her kargo gelişini beklemek alışverşin ekstra keyifli tarafı oluyor.

indirimlr.com bu alışveriş sitelerinin rehberi olmuş bir nevi.Benim gibi aynı anda birçok yeri takip edenler için süper. Giyim, aksesuar, kozmetik, elektronik, ev-yaşam kategorilerinde birçok farklı mağaza hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Bilmediğiniz online alışveriş sitelerini keşfedebiliyorsunuz.İndirim kuponları tabinden sitelerin çeşitli indirim olanaklarını bulabiliyorsunuz..


Sitesinde şöyle bir açıklama var kendileri hakkında :

İndirimlr.com'da, bütün markaların yeni sezon ürünleri, koleksiyonları ve online alışveriş olanakları hakkında bilgi sahibi olabilir; en avantajlı alışveriş fırsatlarını ve kampanyalarını yakalayabilirsiniz. Bütün giyim, ayakkabı, aksesuar, moda, ev dekorasyonu, elektronik-eğlence, bilgisayar, ev-bahçe, spor ürünleri ve sağlık-güzellik markalarını bir arada bulabilir, dilediğiniz ürünü birçok online indirim kampanyası ile en ucuza satın alabilirsiniz. Markaların online shopları, indirim kampanyaları, ve outlet mağazaları için indirimlr.com'dan ayrılmayın.






Site facebook üzerinden de takip ediliyor.

Site sahiplerine ufak bir eleştirim var. Sitenin biraz ciddi bir görüntüsü var. Belki tasarımında ufak tefek değişiklikler olabilir.

Siz de merak ediyorsanız indirimlr.com'a buradan ulaşabilirsiniz.

Sevgiler :)

21 Aralık 2012 Cuma

Doğum Kontrol Hapları ve Akne Tedavisi

Herkese merhaba,

Bugünkü yazıma Şirince'deki sazanlarımı selamlayarak başlamak istiyorum.

Daha önce birkaç defa daha akne ile ilgili yaşadığım sorunlardan, gittiğim doktorlardan ve tedavilerinden bahsetmiştim. Bugün de yumurtalık kistleri ve doğum kontrol hapları hakkında yazacağım.

Daha önce de bahsettiğim gibi akne vücuttaki yağ hücrelerinin fazlaca çalışması sonucu oluşuyor. Yağ hücrelerinin fazla çalışmasının sebebi-ya da sebeplerinden biri- de hormonal sebepler.

Eğer ağrılı ve kistik akneleriniz varsa yumurtalık kistine sahip olabilirsiniz. Benim de varmış. Polikistik over hastaları kadar çok olmasa da ultrasonda gayet net görebildiğim kistlerim var.

Bir süre önce doktora gittiğimde yumurtalıklarımda kist olduğunu, önemsiz olduklarını ve fakat kistik sivilcelerimin sebebi olabileceğini söyledi. Bu gibi durumların tedavisi için de doğum kontrol hapı verdiklerini belirtti. Bu zamana kadar türlü çeşitli mitlerle büyümüş olan ben pek tabii ki olaya şüpheyle yaklaştım. Doktorum "bak çok hafif çok faydasını göreceksin" dedi. Tabii öncesinde ben kadını 99 soruyla boğdum. Verdiği hap Yasmin'di. Yasmin en çok kullanılan doğum kontrol haplarından biri.

Yasmini kullanmaya başladığım günün ilk saatlerinde pek birşey anlamadım. Akşama doğru bir asabiyet çöktü. Sabah uyandığımda sinirden ağlıyordum. Hiç unutmam sevgili annem mükellef bir kahvaltı hazırlamış. Yumurta haşlamış. Kadına sabah sabah yumurta mı yenir, kokuyor bu diye çığlık çığlığa bağırdım. ( Bu arada her sabah yumurta yiyen biriyim. Bıraksan gıdaklayacağım o derece.)

7. günün sonunda ya kendimi keseceğim ya da birini diye hapı bıraktım. Benim yaptığım bu zekasızlık bana adet düzensizliği olarak geri döndü. Çünkü hapı bıraktığınız gün ya da ertesi adet görmeye başlarsınız. Hapları  da 1. ya da 3. adet gününüzde almaya başlarsınız. Eğer bırakmaya düşünüyorsanız bile mutlaka kutuyu bitirmeye çalışın.

Bu adet düzensizliği bir şekilde düzene girdi elbette. Daha sonra kendi doktorum yerine başka bir doktora daha gittim. Malum fikir almam lazım.Rahat durur muyum? Durmam. Maazallah. İlla 100 kişiye sorup 5 popüler cevap alınacak. Neyse.

Gittiğim doktor çok ünlü bir profesör. Diğer doktorumun sölediklerinin aynısını söyledi. Yasmin'le yaşadığım sorunlardan bahsedince de bana Yazz verdi. Yazz diğer doğum kontrol haplarından farklı. Diğerlerinin içinde 21 tane hap var. Kullanıp 7 gün ara veriyorsunuz. Yazz ara vermeden kullanılıyor. İçerisinde 28 tane hap var. 24 tanesi hormon, 4 tanesi boş. Bu şekilde ne zaman başlayacağım, ne zaman bırakacağım, unuttum derdiniz kalmıyor. Benim kafamda da milyonlarca mit vardı. Ay bu hormon, her gün hap mı alacağım, ya şimdi çocuğum olmazsa vs vs vs . Bu soruların hepsini 5 doktora sordum. Aşağıda popüler cevapları bulabilirsiniz :)

- Doğum kontrol hapları kısırlık yapar mı?
Hayır. Bunu bin kere sordum. Hayır. Çevremde de doğum kontrol hapı kullanıp çocukları olmuş birçok insan var. İnsan yaşla birlikte doğurganlığında azalma olur. 18 yaşındaki bir kadınla 35 yaşındaki bir kadının hamile kalma olasılığı aynı değildir.

-Haplar kilo yapar mı?
Kesinlikle hayır. Eski haplar ödeme sebebiyet verirdi. Bir de ülkemizdeki kadınların çok büyük bir kısmı düzenli cinsel hayata evlendikten sonra geçtikleri için ve bu geçişle birlikte doğum kontrol hapları kullanmaya başladığı için ve bundan sebep düzenli hayat, kurulu sofralar, tatlılar, börekler, tuzlular olduğu için kilo alırlardı. Bana doktorum yersen kilo alırsın, yemezsen almazsın bu kadar net dedi. Ve almadım. Yeni nesil hapların içinde vücutta su tutulması için ekstra içerikler de mevcut. Şimdiki kadınlar kendine de özen gösterdiği için böyle şikayetleri olmuyor.

-Ay ama her gün hap alacağım. Aman Allah'ım.
Abartmayalım. Hap o kadar küçük bir hap ki çantamın içine düşer de kaybedersem diyorum. Mini mini minnacık. Evet bu bir hormon. Fakat doktor kontrolünde aldığınız müddetçe endişe etmenize gerek yok.

-Haplar selülit yapar mı?
Evet. Yapıyor. Çünkü kadınlık hormonu selülit sebeplerinden biri. Fakat bu selülit durumunu sizden başka farkedecek kimse olmayacaktır çünkü o kadar farkedilebilecek bir değişiklik olmuyor.

-Haplar ara kanama yapar mı?
Evet. Vücut alışana kadar yapıyor. Sonra dengeyi buluyor ve böyle bir sorun kalmıyor.


-Hapların artıları neler?
Korunmak için alıyorsanız zaten en önemli artısı hamile kalmamanız ama bunun haricinde;
Cildiniz gerçek anlamda düzeliyor. Çünkü hormonlarınız düzene giriyor ve daha az yağ salgılıyorsunuz.
Saçlarınız daha parlak oluyor. Daha uzun sürede yağlanıyor.
Tüylenme şikayetleriniz azalıyor
Rahim, yumurtalık ve benzer kanserlere yakalanma riskini düşürüyor.
Ayrıca ağrılı adet dönemleri geçiriyorsanız, ağrılarınızı neredeyse yok ediyor. Ben ki asla ve asla cataflam-bilmeyenler için kendisi kuvvetli bir ağrı kesicidir-olmadan hiçbir adet dönemi geçirmedim. Kullanmaya başladığımdan beri bir kere bile almaya ihtiyacım olmadı.


Bu yazıdan hemen koşun gidin doğum kontrol hapı kullanmaya başlayın gibi bir anlam çıkmasın. Amacım kişilerin önyargılarından kurtulmasına bir parça da olsa katkıda bulunmak. Çünkü ben bir hastalık hastasıyım. Ve pimpirikliyim. Ve bu konu hakkındaki önyargılarımdan kurtulmak epey bir zaman aldı.

Doğum kontrol hapları kesinlikle doktor kontrolünde kullanılması gereken bir ilaç.Mutlaka düzenli kontrole gidip hormon testlerinizi yaptırılmalısınız. ( Aslında mutlaka ve mutlaka her kadının cinsel olarak aktif  olsun ya da olmasın 6 ayda 1 jinekolojik muayene olması gerekiyor.)



8 Kasım 2012 Perşembe

Bir Evlilik Yazısı

Herkese merhaba,

Bugün bir evlilik yazısı yazacağım. Biraz aykırı bir yazı olacak. Evlilik sürecinde yaşadıklarımı yazacağım. Bundan sonraki post ise yaptığım makyaj ile ilgili olacak. Şayet evlilik sürecindeyseniz kendinizden birşeyler bulacağınıza eminim. Gelsin bakalım :)

Öncelikle söylemem gerekir ki ben evliliğe inananlardanım. İnsanların "ben"likleri kaybetmeden "biz" olmaları, şu fani  dünyada el ele verip beraber bir hayat yaşamaları fikri bana hiçbir zaman yabancı gelmedi.

Evlenme fikri, gelinlik, aman da aman peri masalı çok güzel, ideal dünyada.

Sevgili gelin adayları gerçek hayatta evliliğe giden yolda hepimiz aşağıdakine dönüşüyoruz. Az ya da çok.


Evlenmeye karar verdiğiniz an sizin dışınızda bu konuya dahil olan öncelikle müstakbel eşiniz, aileniz, eşinizin ailesi var. Acı ama gerçek denge noktası sizsiniz. Bu kadar insanın istediklerini idare etmek ve kendi istediklerinizi gerçekleştirmek sizin elinizde.

Şimdi burada ilk tavsiyemi vermek istiyorum: Herşey mükemmel olmayacak. Herşey kafanızdakiyle birebir örtüşmeyecek. Bir şekilde uzlaşacaksınız. Fakat sevdiğiniz adamla evleniyorsunuz her zaman aklınızda bu olsun.   Dünya umrunuzda olmasın. Benim değildi.

Mümkün mertebe ailenizle eşinizi karşı karşıya getirmeyin. Ailenizle ve eşinizle ayrı tartışın. Ailenizle tartıştığınız konuyu eşinize sölemeyin, Aynı şekilde tam tersi de söz konusu. Kararlarınızı eşinizle alın. Tabii onun da sizi ailesiyle karşı karşıya getirmemesi gerekiyor. Anneniz babanız sizi affeder ama el oğlu, el kızı bir laf söylerse kötü olur. Unutulmaz.

Bütün gelinlikler straplez değildir. Üzerinizde bir straplez baskısı oluşmasın. Grace Kelly de gelin oldu. Benim gelinliğim bunun kısa kollusu ve krem rengi idi.






Her kafadan bir ses çıkacak. Hazırlıklı olun. Bütün o yorumlar içinde can sıkıcıları da olacak. Ben straplez gelinliğe hiçbir zaman sıcak bakmadım mesela yukarıda da dediğim gibi. Daha farklı birşey istiyordum. Çok sade birşey. Ne yorumlar duydum amaaan.O neymiş öyle diyen mi ararsın, imalı imalı hmmm diyen mi ararsın. Çok takmayın. He deyip geçin.

Aynı şeyi saç için de yaşadım. "Gelin Topuzu" denilen şeyden bucak bucak kaçasım vardı. Kimi çevrelerce bu da eleştirildi. "Gelin başı" dediğimiz şey "topuz" olurmuş. Hayır efendim olmadı. Saçlarıma dalgalı fön çektirdim. Taç ve duvakla gayet zarif oldu.

Bir de makyaj mevzusu var. Kafamda kendim yaparım diye bir fikir hep vardı zaten. Koskoca Kate Middleton kendi yapıyorsa ben niye yapmayayım. Fakat yine de birkaç prova yaptırdım içimde kalmasın diye.

Sonuç hiç beklediğim gibi olmadı. Benim o sade gelin olma hayalime ters düşen bir kırmızı ruj fikri vardı provada. Evet çok ünlü makyaj artistim-ismini vermeyeceğim- bana kırmızı ruj sürdü gelin makyajı için. Fiyatını söylemiyorum bile.

Sonunda kendim yaptım. O kadar fırça pudra, far bir amaca hizmet etsin değil mi? Çok da güzel oldu. Gayet şık ve sadeydi. .Herkes çok beğendi. Hatta nerede yaptırdığımı soranlar oldu.

Bu süreçte müstakbel eşinizle türlü çeşitli kavgalar edip kendisine bubi tuzakları kurmak isteyebilirsiniz. Hatta bir kaşık suda insan nasıl boğulur diye de düşünebilirsiniz . Normal. Çok normal. Tavsiyem bunun geçici bir durum olduğunu bilin. Hatta daha işler sıkışmadan konuşun. Bak gerilebiliriz ama uzatmayalım stresten oluyor diye. Daha bir Allah'ın kulunu görmedim ki kavga etmeden evlensin.


Uzlaşmak erdemdir. Uzlaşmayı ve kendinizi rahatlatmayı öğrenin. Amaaan nolcak koltuklar öyle değil de böyle olsun. Ölmüyor kimse. Hiç gerek yok didişmeye. Önemli olan üzerinde huzurla oturmak.

Abartmayın. Gerçekten. Hiç gerek yok. Çünkü kimseyi memnun edemeyeceksiniz. İlla birileri konuşacak ve kusur bulacak. O gün ister Çırağan'da evlenin, ister bir köy düğünüyle gözünüz hiçbir şey görmeyecek yanınızdaki eşinizden başka.

Sizin dışınızda olan faktörlere çok fazla kafayı takmayın. Misal hava. Yağmur yağacaksa yağar. Aylar öncesinden saat saat hava durumu takip edenler var. Yapmayın. Yağacaksa yağar. Her işte bir hayır vardır. Kuzenim evlenirken bir gün önce cayır cayır yanan hava ertesi gün yağmaya karar verdi. Mersin'den bahsediyoruz. Yaz günü. Olacağı varsa oluyor.

Benim gelinliğimin kuyruğundan araba geçti. Hiç farketmedim. Şimdi gülüyorum o halime.

Kendinizi mümkün mertebe rahatlatmaya bakın. Eşinizi de. Gerginlik bulaşıcı. Herşey yetişmeyecek. İlla birşeyler eksik kalacak. Zamanla halledilir. Kimsenin gırtlağına çökmeye gerek yok.

Gelinlikçilerle kavga edin. Bundan anlıyorlar. Tonla para veriyorsun bir de kapris yapıyorlar.

Kız babaları annelerden daha fena oluyorlar. Hadi anneler ağlıyor, babalar ağlayamıyorlar da. Yapacak birşey yok.

Ikea evimizin herşeyi evet.

Gülümseyin. O gün geldiğinde sadece gülümseyin. Çok mutlu olun. Tadını çıkarın. Saçınız bozulsa da, makyajınız aksa da, gök delinmiş gibi yağmur da yağsa o günü çok güzel hatırlayacaksınız. Herşey bittiğinde keşke o kadar stres yapmasaymışım diyeceksiniz :)


Sevgiler :))










12 Ağustos 2012 Pazar

Akneli ciltler ne yemeli?

Herkese merhaba,

Cildimizi içeriden de bakmamız lazım. Herkes söylüyor bunu ama çoğu kişi bunu yapmıyor. Elimden geldiğince sağlıklı yaşamaya çalışan biri olarak ve ciddi anlamda cilt sorunu yaşamış biri olarak yediklerimi/yemediklerimi yazayım istedim.

Özellikle belli bir yaştan sonra oluşan akneler hormon dengesizliğinden kaynaklanıyor. Bu sebepten hormonları ekstra etkileyecek şeylerden kaçınmak gerekiyor.

-Beyaz un ve şekerden yapılmış her türlü şeyden olabildiğince uzak durmak lazım. Çünkü beyaz un ve beyaz şeker aşırı insülin salgısına sebep olacağından hormonal bir dengesizliğe ve akne oluşumuna sebebiyet verecektir. Bunun yerine glisemik indeksi düşük yiyecekler yemek cilde çok daha faydalı oluyor.

-Cips, kola ve diğer gazlı içecekler ve her tür paketli abur cubur : Kesinlikle karşısındayım. Cips besleyiciliği sıfırın altında olan birşey. Tadlandırıcı, tuz ve yağdan oluşuyor. Gazlı içecekler ve kola ise öldürmeyen zehir benim gözümde artık. İçinde şeker bile yok glikoz şurubu var. Bir zamanlar Coca Cola Zero bağımlısı biriydim ben. Nereden nereye. Paketli abur cuburların çoğunda glikoz/fruktoz şurubu var. Besleyicilikleri yok. Canınız atıştıracak birşey istiyorsa bir kepekli tost ve ayran size hem daha faydalı olacaktır, hem daha az kalori aldıracaktır hem de daha uzun süre tok tutacaktır.

-Çikolatayı her daim tenzih ederim. İyi kalitede ve kakao oranı yüksek bir siyah çikolata antioksidan açısından yüksek. Arıca verdiği keyif de cabasıç

-Kesinlikle meyve ve sebze tüketmelisiniz. Şu aralar meyve sebze açısından çok zengin bir zaman. Günde en az 5 avuç kadar meyve/sebze tüketmek gerekiyor. Koyu yeşil yapraklı sebzelerin düzenli kullanımda cilt lekelerini yok ettiğine dair bulgular var. Atıştırmalık olarak kuru meyve de iyi bir seçim. Benim favorim kuru erik. Kendisi yabanmersininden daha fazla antioksidan içeriyor. Ne kadar çok antioksidan o kadar uzun süre gençlik.

-Kuruyemiş: Ceviz, fındık, badem, ayçekirdeği cilde yararlı yağlar içeriyor.Ara öğün olarak çok doyurucular.

-Balık yağı: Balık yağının ciddi bir anti aging ürünü olduğunu biliyor musunuz? Bir kişinin günlük olarak alması gereken balık yağı 5 tane sardalya kadar. Fakat öyle bir imkanımız yok maalesef. Bir de deniz kirliliğinin de etkisi var. Balık yağları üretilirken ağır metallerden filtre ediliyor. Dolayısıyla sadece yararıyla kalıyor. Benim kullandığım ise bu. Kapsül şeklinde olduğu için kokusu tadı falan da yok.




-Yeşilçay: Yeşil çayın faydalarını baştan yazmayacağım. Herkes biliyor. Fakat minik bir tavsiye vereceğim. Poşet yeşil çay kullanıyorsanız poşeti fincanınızda salllayarak demlendirin ve azıcık limon damlatın. Böylelikle içerisindeki antioksidanlar suya daha fazla karışıyormuş. Ben demiyorum. Mehmet Öz diyor. Ayrıca yeşil çay antiseptik. Yeşil çayı demledikten sonra poşetini cildinize tonik olarak kullanabilirsiniz.

-Bal: Balı yemenin dışında cildinize uygulayın. Cildinizi sakinleştirecek ve besleyecek. Kızarıklıklara iyi gelecek. Tonla antioksidan içeriyor ve antiseptik olduğundan dolayı aknelere de iyi gelecek. Akneli bir cildiniz  yoksa bile nem dengesini ayarlayacak ve besleyecek. Bence mucize.

Yumurta: Ben yumurta bağımlısıyım. Çok şükür alerjim yok olsaydı ne yapardım bilmiyorum. Cilde sürmek dışında, günde 1 yumurtanın bilinenin aksine kolestrole iyi geldiği kanıtlandı.Ayrıca iyi kalitede ve ucuz bi proteindir. A, D, E ve B vitamini içerir.

Bol bol su içmek- En önemlisi en sonda. Suyla vücuttaki toksini atarsınız. Cildinizi içten nemlendirirsiniz. Metabolizmanızı daima canlı tutarsınız. Daha neler neler...




Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Ben doktor ya da diyetisyen değilim ama dediğim gibi cildimle sorun yaşamış biriyim. Bu saydıklarımın çok faydasını gördüm. Sadece krem sürmek cildin ilk tabakasını maksimum iki tabakasını etkiliyor. Fakat deri 7 katmandan oluşuyor. Bu sebepten içten destek verdiğimizde daha etkili ve uzun süreli sonuçlar elde etmiş oluyoruz.

Sevgiler :)

7 Haziran 2012 Perşembe

Zizigo alışverişim ve kuru kafalı ayakkabılarım

Herkese merhaba
yaz geldi, yaz geldi, yaz geldiiiiiiii
en sevdiğim ay mayıs, en sevdiğim mevsim de bahar-yaz diyebiliriz.

Kısa ve neşeli bir girişten sonra yakın zamanda aldığım ayakkabılarımdan bir de Zizigo'dan bahsetmek istiyorum.

Zizigo bir ayakkabı sitesi. Hem kadın hem erkek için yüzlerce çeşit ayakkabı var. Herkesin hem bütçesine hem de zevkine ygun birşeyler bulabileceğini düşünüyorum. Oldukça hızlı bir gönderimleri var. İki gün içerisinde ayakkabılarım elimdeydi. Ücretsiz kargo olmasını ayrıca güzel. Bir de çeşitli kampanyalar oluyor. Mesela şu an bonus card kullanıcılarına %20 indirim var.

Bu aralar kuru kafalı ürünleri seviyorum :) Bu Elle ayakkabılar hem kuru kafalı, hem de çok güzel bir taba renge sahip. Deri. İnanılmaz hafifler. Yok gibi birşey. Bunları aldığımda avealılar için %30 indirim yapmışlardı. Oldukça uygun bir fiyata geldi. 70 tl civarı birşey.

Siteye kesinlikle uğramanızı tavsiye ederim  :))



Sevgiler :))


26 Nisan 2012 Perşembe

Kotex İnanılmaz Bakım Kutusu

Herkese merhaba,

Bugünün postu güzel bir kampanya haberi :) Kotex sadece Migros mağazalarına özel inanılmaz bir kutu hazırladı. İçerisinde normal, uzun ve günlük pedin bir arada bulunduğu bu kutuların sınırlı sayıda olduğunu ve bugün itibariyle raflarda yerini aldığını hatırlatayım :) Fotolar gelsin hemen :)



Sevgiler :))

20 Şubat 2012 Pazartesi

Bepanthen ve Hametan

Herkese merhaba,
Bugün herkesin arada kaldığı bepanthen ve hametan cilt bakımında kullanılır mı sorunsalından bahsedeceğim :D

Öncelikle doktor değilim. Burada yazacaklarım da tamamen kendi tecrübelerim. Kullanıp kullanmamak kişinin tercihi ben severek kullanıyorum her ikisini de. Bu zamana kadar sadece fayda gördüm.

Öncelikle bepanthen. Bepanthenin krem versiyonunu cildim için merhem versiyonunu tırnak diplerim, dirseklerim, çatlamış dudaklarım için kullanıyorum. Bepanthen dekspanthenol içeriyor. Araştırdığımda bu maddeyle ilgili şunu buldum : Dekspantenol topikal ciltte epitel oluşmasına, hasarlı bölgede epitel tabakasının yeniden gelişmesine yardımcı olarak çalışır. Dekspantenol topikal ayrıca doku ve organlardaki yaraların onarımını sağlar, kompleks yenilenme ve kendini onarma sürecine yardımcı olur. 


Bepantheni nasıl kullanıyorum: Genellikle ayda 1 hafta kadar kullanıyorum. Özellikle cildimde taze geçmiş bir sivilce leke vs varsa gayet iyi geliyor. Cildimi aydınlık buluyorum gece kullandığımda. 






Bepanthen merhem de krem de her daim elimin altında olmalı. Zaten benim gibi olanlar için krem versiyonunun sanayi tipi olanını çıkarmışlar 100 ml :)


Hametanla tanışmam ise sevgili archi sayesinde oldu. Eğer takip etmiyorsanız archinin blogunu şiddetle tavsiye ederim.


Hametan da aynı bepanthen gibi cilt yenileyici bir krem. aslında krem, pomad ve merhem olarak satılıyor. Ben kremini kullanıyorum. İçerisinde cadı fındığı  (Hammamelis Virginiana) bulunuyor. Birçok kozmetik ürünün içeriğinde cadı fındığına rastlayabilirsiniz. 


Hametanı nasıl kullanıyorum : Aslında bunu da archiye sormuştum ne zaman kullanıyorsun diye. O da cildin ihtiyaç duyduğunda istiyor demişti. Hakikaten öyle. Özellikle şu kış zamanında cildim iyice kuruyup gittiğinde kullanıyorum. Krem ilk başta yağlı  geliyor ama cilde sürüldükten sonra anında emiliyor bepanthen gibi. Yine aynı bepanthen gibi gece sürüp yattığımda sabaha yumuşacık oluyor cildim. 
Bu ikisini kullanırken normal nemlendiricilerimi de kullanıyorum tabi ki. Yalnızca bir dönüşüm söz konusu. Cilt lekelerime de iyi geldi. Kısacası dolabımdan eksik etmeyeceğim iki ürün.


Sevgiler :))







30 Aralık 2011 Cuma

Yeni bir yıla girerken

Herkese merhaba,

İyisiyle kötüsüyle bir yıl daha geride kalırken...diye başlamayacağım çok klişe :D

İyi ki bu blogu yazıyorum ve iyi ki sizler varsınız. Beni takip ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Umarım bu yıl sizin için güzel geçmiştir. 2012 ise çok daha güzel olsun : D İyi seneler :D

Yeni yeni yazılarımla 2012'de de buradayım :D

Sevgiler,




26 Kasım 2011 Cumartesi

Manolo Blahnik Swan Pump

Dün bir grup ortaokul öğrencisi-çoğunluğu kız-ile beraber twilight breaking dawn'a gittim.

25 yaşında kazık kadar bir kadının bu filmde ne işi var?
Hava soğuk sinema güzel bir alternatif
Kesinlikle Jacob ya da Edwardla ilgim yok.
Fantastik filmleri ve kitapları seviyorum. (Pek tabi ki kitaplarını okuduum)

Filmin başrolünde kesinlikle bu ayakkabılar vardı benim için. Ayakkabı dememek lazım aslında ben buna sahip olsam muhtemelen odamın en güzel köşesine koyar seyrederim.





Bu güzellik Manolo Blahnik tasarımı. Fiyatı 1295 $. Filmin en acıklı yanı Bella'nın bu ayakkabılarla yürüyememesini izlemekti. Hayır ayakkabıya yazık.

Filmi izleyenler için gelinlik de Caroline Herrera tasarımı..